Emtia piyasalarında geçtiğimiz hafta, ABD ile İran arasında sağlanan geçici ateşkesin etkileri ön plana çıktı. Bu gelişmeler, Hürmüz Boğazı’ndaki ticaret akışının normalleşip normalleşmeyeceği konusundaki belirsizlikleri artırdı. Beyaz Saray’ın 8 Nisan’daki açıklamasında, İran’ın ateşkesi kabul ettiği ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için müzakerelerin sürdüğü bilgisi verildi. Ancak, piyasalarda oluşan genel algı, ateşkesin ilk şokunu hafiflettiği fakat enerji arz güvenliğine yönelik riskleri tamamen ortadan kaldırmadığı yönünde şekillendi.
Hürmüz Boğazı, küresel petrol ticaretinin yanı sıra sıvılaştırılmış doğal gaz ve rafine ürün akışı açısından hayati bir öneme sahip, bu da yatırımcıların durumu temkinli bir şekilde değerlendirmesine neden oldu. Hafta içinde barış görüşmelerine dair iyimserlik artarken, sigorta ve navlun maliyetleri ile geçiş kapasitesine dair belirsizlikler enerji piyasalarında aşağı yönlü hareketin sınırlı kalmasına yol açtı. Ateşkes haberi başlangıçta piyasaları rahatlatsa da, taraflardan gelen çelişkili haber akışları fiyatlarda dengesizlik yarattı.
Enerji altyapısındaki hasarın boyutu, Hürmüz Boğazı geçişlerinin hangi hızla normale döneceği ve üretim kayıplarının ne kadar sürede telafi edileceği gibi sorular, emtia piyasalarında risk priminin düşmesini engelledi. Analistler, ateşkesin kalıcı bir siyasi çözüme dönüşmesi halinde enerji piyasalarında daha belirgin bir rahatlama yaşanabileceğini, ancak bunun için henüz erken olduğunu vurguladı.
Büyük merkez bankalarının açıklamaları ve makroekonomik veriler de emtia fiyatlamalarını etkiledi. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 8 Nisan’da yayımladığı Mart ayı toplantı tutanakları, enerji kaynaklı fiyat baskılarının enflasyon üzerinde risk oluşturduğunu gösterdi. Tutanaklarda, enerji şokunun manşet enflasyondan çekirdek enflasyona geçiş ihtimali değerlendirildi ve bazı üyelerin gerektiğinde daha sıkı para politikası uygulama seçeneğine açık olduğu ifade edildi. Avrupa Merkez Bankası (ECB) da enerji arzındaki bozulmanın boyutuna bağlı olarak daha sıkı bir politika duruşunun gündeme gelebileceğini belirtti.
Çin Merkez Bankası (PBoC) ise ilave faiz indirimi beklentilerini zayıflatacak şekilde likidite araçlarını öne çıkarmakta. Bankanın altın alımlarını sürdürmesi, değerli metaller açısından destekleyici bir faktör oldu. Makroekonomik veri açısından, ABD’de Mart ayı enflasyonu yıllık bazda yüzde 3,3 ile beklentilerin altında kalırken, aylık bazda yüzde 0,9 artış gösterdi. Bu verilerin alt kalemleri, enerji maliyetlerinin fiyat baskılarındaki etkisini ortaya koyuyor.
ABD’de Şubat ayına ait kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi, enerji şoku öncesinde fiyat baskılarının tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi. PCE aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda ise yüzde 2,8 artarken, çekirdek PCE yıllık yüzde 3 seviyesine ulaştı. Tüketim harcamaları da aylık bazda yüzde 0,5 artış gösterdi. New York Fed’in tüketici beklentileri anketinde, bir yıl sonraki enflasyon beklentisinin yüzde 3,4’e ve benzin fiyatı beklentisinin yüzde 9,4’e çıkması, enerji kaynaklı baskıların beklenti kanalı üzerinden izlenebildiğini gösteriyor.
Çin’de ise Mart ayında Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yıllık bazda yüzde 0,5 artarak uzun süredir devam eden düşüş eğilimini sonlandırdı. Bu gelişmelerin ardından ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,34 seviyesini görürken, dolar endeksi haftalık bazda yüzde 1,4 gerileyerek 98,6 seviyesine düştü. Değerli metallerde ise geçen hafta fiyatlamalar olumlu bir eğilim gösterdi.